11 Eylül 2017

Mırkk Bey

Işten çıkınca kuaföre gittim bugün. Maymuna dönmüştüm biraz insana döneyim dedim.
Kuaföre girince oturdum boş koltuğa. Etrafıma bakarken birden kucağıma yakışıklı beyefendi oturdu. Noluyor yaaa dememe kalmadan ilk görüşte aşık olduk birbirimize. Sonunda veda etmek çok üzdü. Nasıl tatlıydı yaa. Pati ver deyince patisini elime vermesi falan.
Sahipsiz olsa gerçekten eve almak isterdim bu tatlı mırk beyi. Kayınvalidem huylanıyor gerçi almam biraz zor. Baksanıza şunun güzelliğine.


Bacağım kıpırdayınca rahatı bozuldu ya, elimi ısırdı hain 😀

24 Ağustos 2017

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada


Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.


                                                               


Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim). 



UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.


                                     

Bir boomads advertorial içeriğidir.


3 İçerik URL'si

http://

Gönder

17 Ağustos 2017

Kırık Kalp

Kalp yamuk yumuk olmuş ama olsun...

Hani bi söz yar ya;
En çok güvendiğin kişiler öğretir size, kimseye güvenmememiz gerektiğini...

Son günlerde kalbim çok kırık. Ufak bir şey yüzünden, çok kırıldım.
İnsanlar neden bu kadar bencil?
Bencile olmak için mi doğmuşuz yoksa?
İlle ben, ben, ben demek nedir?
Ufacık bir şeyi bu kadar uzatıp, o kişiyi boğmak istemek nedir?

Çok doluyum, kırgınım..
Bunları kelimelere dökecek kadar..
Ama yapmayacağım.


Belki de bu yüzden ben insanlardan çok hayvanları seviyorum.
En azından hayvanlar kalp kırmıyor.
Bu kuzuyu beslemek gibi mesela.. Huzur veriyor, içinde kelebekler uçuşturuyor, sonrasında elini yalıyor.

Şimdi, öğle molası. Herkes yemeğe gitti.
Bense, bir paket negro bisküvi ile yağan yağmuru seyrediyorum evrak dolu bir odada.
İçim sıkılıyor sanki patlayacak gibi.
Hicran, Ela'yı özlediğindendir diyor,
Ama sanmam..
Çıkar yakında kokusu..

11 Ağustos 2017

Son günlerde

Evde 2 kişi kalmak bana bu aralar iyi geldi. Zaten çok yorgundum. 2 kişi pek yemek yemiyoruz. Genelde abur cubur. İşler bu aralar çok yoğun. Eve gidince pestilim çıkmış oluyor. Kayınvalidemin buzluğa attığı barbunyalar çok kurtarıcı oldu benim için. 2 gün idare etti. Sonra marketten mantı aldım o da 2 gün idare etti. Kaldı bugün. Ne yemek yapsam acaba?

Sakarın önde gideniyim ya, parmağımı dosyaya sıkıştırdım yine kanadı. Tescillettireceğim lakabımı. Sakar Kero nokta...

Akşamları İlkay'la ayrı telden takılıyoruz. O pc den film izliyor bende Ela'nın tabletinden Kore dizisi. Bu ara Chicago Typewriter izliyorum. 16 bölümlük dizi. Her bölümü 60 dakika. Sonra uyku.. Fantastikmiş bu dizi henüz 5 bölüm izledim ama sevdim. İçine çekiyor beni. Sabahları  işe gelmiyor olsam sabaha kadar izlerim :D


Bazen kahve içip, eğlencesine falcı bacıya gönderiyorum. Hayır beni kim kıskansın Falcı teyzem? Hassas noktam benim işitme engelim. O konuda çok kırıldım falda da niye çıkıyor anacım?
Ela'da keyfini çıkarıyor köyün. Ordan bana böyle güzel mesajlar geliyor. Çok özledim de kuzumu. Ensesinin kokusunu da çok özledim. Kaldı 1 hafta..

Şimdi öğle yemeği yiyip işe gömüleceğim... 2 gün iş yok dimi.. Oh bee.. Yaşasın cuma..


08 Ağustos 2017

Sakarın Önde Gideni

Ben kendimi bildim bileli sakarım. Aniden bir şey kırar, kendimi yaralarım. Dün akşam kafamı tavana vurdum. Öyle feci vurdum ki nasıl ağladım nasıl... Sağ tarafı hala şiş ve ağrıyor. Hayır kafam kırılsa sorun yok ta, 4 kez başarısız operasyon geçirip, darbe almamam gereken kulağımın hemen yanı. Kulakta gitti iyi mi? İzin alıp doktora gidemiyorum, yanımdaki memuır izinde kaldım sana bir başıma. İş yapabilsem amenna, gözlerim kayıyor,neredeyse uyuyacağım masanın üstünde.

Kafanı tavana vurmayı nasıl becerdin derseniz, bizim ev dubleks. Eğik tavan yani. Film izliyordum, kafamı aniden kaldırınca çattt... Buz tuttum ama yine de şişti.

Şef bana atama dosyaları getirdi şimdi. 4 denee.. Yazayım bari bayılmazsam.

Bugün üşümeye başladım ne hikmetse. Ayaklar, eller, kollar buz oldu. Yağmur mu yağacak nedir? Yağmasın yaa, evde camlar açık. Evin içi mahvolmasın birde onları temizleyemem.

Eloş, babaanne ve dedesi ile Ordu'ya gitti cumartesi günü. Onu da çok özledim :(

Dün iş yerinde görev dağılımı oldu. Odamızdaki neşeli şefimiz gidiyor, yerime dominant teyze geliyor. Yani yeni şefimiz. 5.5 yıldız Özel Öğretime kök saldım, beni almamışlar bir yere. Hayır odamdan memnunum da, en yoğun iş benim. Sağırı verdiler en yoğun bölüme. Yetişemiyoruuummmm...

Hadi kaçtım, kolay gelsin bana.



04 Ağustos 2017

Annen Sana Yemek Vermedi Mi?

Ben ne zaman Kayseri'ye gitsem, kilo verip gelirim. Bunun bir açıklaması yok. Belki de psikolojik?
Şöyle ki; bir zamanlar üniversitede öğrenciyken, 9 kız bir evde kalıyorduk, ve hepimiz de yemek yapmayı bilmiyorduk.
Eeee bu durumda ne yapılır? Bildiniz. Makarnaya talim... Tost makinesi falan yok. Hep makarna... Okulda da tost, döner falan. Olduk sana 100 kg.. Abarttım dimi?
Fotoğrafı çeviremedim. Böyle kaldı. Since 2009 Ocak 😆 Alt kısmı göstermeye gönlüm razı gelmedi dermişimmm... Tek bi kotum vardı 44 beden. Onun düğmesi bile patlamıştı. Gerisini siz düşünün 😆

Şimdi annem ve babam beni okulumun bulunduğu Tokat'a bırakıp Kayseri'ye dönmüşlerdi. Birkaç hafta sonra Kurban Bayramı dolayısıyla 1 haftalığına Kayseri'ye gittim. Annem otogarda beni görünce "bu ne hal kızım, ben seni böyle mi bıraktım okula?" dedi ve bana yemek vermedi :D
Valla bak vermedi. Kepek ekmek aldırdı babama, bana özel. Kendilerine, annem tam buğday unundan bazlama yapar her sabah. Bana o yok, kepek ekmek neyime yetmiyor?

Şimdi durum değişti, annemin gözünde ben tam iskelet oldum. Ye kızım ye, ondan da ye, bundan da ye... Noldu anne? bir zamanlar önümden yemek alıyordun, şimdi ne değişti? O zaman, abooovvv o gözler, yanaklar neydi gızzz dedi :D :D

Bunlar da şimdiki hallerim. Yukarıdaki foto ve aşağıdakiler arasında tam 20 kg var. 

Geçen hafta işe başladığımda, herkes aynı anda " annen sana yemek vermedi mi?" demeye başladı. Vermedi aplam(b değil p. şiveli söyleyiverin), abim sen ver hayrına dedim ben de. 

İnsanları anlamak çok zor. Kiloluyken, az ye az, bu ne şişmişsin derlerdi. Şimdi de iskelet gibi olmuşsun, ye ye ye... 1 kg alsam, aaa kilo almışsın.... Eee bu durumda ben ne ne yapabilirim? Ayaklarım da 39 numara.. Evet, evet 39 numara.. Koca ayaklı oldum şimdi de. Allah beni böyle yaratmış ne yapayım, ayaklarımı mı kırayım? Bir de koca ayaklılık bizde genetik. Annem 40 numara :)

Kiloma gelince, yaşamımın belli bir döneminde aşırı kilom vardı ve bu kilolarım beni çok yoruyordu. O yüzden zayıf halim daha iyi. Enerjim var, hemen yorulmuyorum, merdivenleri çıkarken tıkanmıyorum ve ayrıca henüz 26 yaşındayım. Belki de ileriki yaşlarımda kilomu hemen veremem? Metabolizma yavaşlar? 
Kısaca ben bu halimle mutluyum.
He bir de, akrabalarım bu sefer beni çirkin buldu. Yüzüm çok çökmüş, kırışmış, çillerim horona kalkmış. Bakım yapacakmışım, kırışıklı kremi alıp kullanacakmışım. :D


Dediğim gibi, ben bu halimle mutluyum, Herkes kendine baksın. Yeminlen yıldım...


31 Temmuz 2017

Günaydınn.... Temmuz'u da devirdik bugün.. Temmuz'un yeri bende başkadır. Çünkü; Temmuzda girdiğim sınavla memur oldum, temmuzda düğünüm oldu, temmuzda kızım doğdu.. Belki de bir temmuz günü ölebilirim kim bilir :D Tövbe tövbe tamam sustum :D

Ela'nın doğum günü 13 temmuz.. Biz o tarihte çocuğuma parti yapacağımıza Aksaray Ihlara Vadisi'ne gittik. Ela'yı da aldık tabi. Doğum günü çocuğunu evde bırakacak halimiz yoktu. Dönüşte Nevşehir'^den pasta aldık, sabah keseriz demiştik Ela olmaz ben bugün doğdum, bugün keseceğim dedi ve kesti.. Ela artık 5 yaşında...
Kızım;
21 yaşımdaydım sen doğduğunda.. Şimdi  ben 26, sen 5.. Aslında ben de çocuktum sen doğduğunda. Birlikte büyüyor, birlikte öğreniyoruz hayatı bir bakıma.
 İyi ki doğdun, iyi ki benim kızım oldun bebeğim. Sana hiçbir zaman iyi bir anne olmadım biliyorum.. Çünkü, istediklerini yerine getiremiyor, seni daha fazla yoruyorum. Ama sen büyüdükçe, daha iyi anlaşıyoruz. İşitme engelli anne olmak kolay değil kızım.
 Zaten kime sorsan "anne olmak çok zor" der.
 Bence anne olmak değil, duymamak, anlayamamak zor.
O yüzden sen, annene bir şey demek istediğinde, kaç kere tekrar edeceğini, acaba nasıl anlatsam diye düşüneceğini biliyorsun. Çünkü farkındasın.

Hayatın boyunca kötülükler senden uzak olsun. Hep mutlu ol sen. Sadece sen değil, tüm çocuklar mutlu olsun be kızım.. Hepiniz.. 

20 Temmuz 2017

Köyde Som Demler

Tatil bitti. Sırada  yolculuk, bitmiş yıllık izin var. Işe gitmeye korkuyorum. Birikmiş atamalar, istifalar, sözleşme yenilemeleri, klasörler... gözüm korkuyor valla.
Son 3 gün ve aklıma işi getirmeyeyim şimdiden. 2 hafta boyunca Köye, hayvanlara, dalından taze meyvelere, ineklerden taze sağılmış süte doydum... Köy yaşamı ne kadar güzel olsa da bir zaman sonra sıkıyor. Zaman yavaş, geçmiyor.
Istanbul'a döndüğümde en çok kuzuları biberonla beslemelerimizi özleyeceğim.... Ela kalırsa eğer, 1 ay kalacak burada.  Kalsin bence.. Kuzular, köpekler, kediler ve inekler. Tavukları unutmayalım. Özgürce onadığı koskoca yeşil alan.. istanbulda bunlar imkansız.. Ela'ya sorsanız 2 ic sesi var. Biri diyormuş ki ; anneannenle kal , burası çok güzel.. öteki diyormuş ki; git, babaanneni özledin. Bakalım cumartesi günü göreceğiz. Kalacak mı, gidecek mi?..